Safranbolu Rehberi

Safranbolu İzzet Mehmet Paşa Camii: Tarihi, Mimarisi ve Ziyaret Notları

4 Ağustos 2026 8 dk okuma
Başkalarıda Faydalansın

Safranbolu’da İzzet Mehmet Paşa Camii’nin önüne aslında rastgele gelmiştim. Ne bir plan vardı ne de elimde bir harita. Cumartesi pazarının oradan girmiştim çarşıya, iki yanı dükkânlarla dolu o daracık yoldan aşağı doğru indim, indim ve bir dönemeçte cami birden karşıma çıktı. Böyle bir şeye hazırlıklı değildim. Gideceğim yeri bilseydim herhalde belli bir mesafeden, belli bir sırayla bakmaya hazırlanırdım. Burada öyle olmadı; cami beni karşıladı, ben onu değil.

Sonradan öğrendim ki buraya tek yol bu değilmiş. Arasta çarşısı tarafından da gelinebiliyormuş. Yani hangi taraftan yürürseniz yürüyün er ya da geç caminin önüne çıkıyorsunuz.

Camiyi gördüğüm anda bir hayal dünyasına daldım. Anlatması biraz tuhaf ama sanki her şey siyah beyaz oldu. Renkler çekildi, dükkânların uğultusu geride kaldı. 1800’lü yıllardaymışım gibiydi; çevremde başları sarıklı insanların dolaştığını hayal ettim. Orada, avlu duvarının dibinde birkaç dakika öylece durdum.

Kısa cevap: İzzet Mehmet Paşa Camii, Safranbolu Çarşı’nın merkezinde, 1796 yılında Sadrazam İzzet Mehmet Paşa tarafından yaptırılmış bir barok üslup camisidir. Avlusu Akçasu Deresi’nin üzerindeki kemerlere oturur. Girişi ücretsizdir, namaz vakitleri dışında ziyaret edilebilir.

Nerede? Nasıl Gidilir?

Cami, Safranbolu’nun tarihî Çarşı mahallesinde. Yani otoparka bırakıp çarşıya indiğinizde zaten onun etki alanına girmiş oluyorsunuz. İki ana yaklaşım var: cumartesi pazarının olduğu taraftan dükkânların arasından aşağı inmek ya da Arasta çarşısı üzerinden gelmek. Birincisinde cami bir dönemeçte aniden karşınıza çıkıyor, ikincisinde yavaş yavaş açılıyor. Çarşı bölgesi tamamen yürüyerek gezilecek ölçekte; araçla yaklaşmaya çalışmak yerine üst taraftaki otoparklardan birine bırakmak daha rahat.

Kim Yaptırmış Bu Camiyi

Sonradan taş taş öğrendiğim şeyler var. Cami, adını yaptıran kişiden alıyor: İzzet Mehmet Paşa. Kendisi Safranbolulu, III. Selim döneminde sadrazamlık yapmış bir devlet adamı. Yani bu yapı, memleketinden çıkıp devletin en tepesine kadar yükselmiş bir adamın, doğduğu kasabaya bıraktığı iz. Cami 1796 yılında tamamlanmış.

Bunu öğrendiğimde caminin neden böyle bir yere kurulduğunu daha iyi anladım. Safranbolu Çarşı’nın tam kalbindeyiz burada. Kasabanın ticaretinin döndüğü, esnafın sabahtan akşama çekiç salladığı, deri kokusunun havada asılı kaldığı yer. Paşa camisini uzak ve mağrur bir tepeye kurmamış; insanların arasına kurmuş. Alışverişin, pazarlığın, gündelik telaşın tam ortasına.

Adıİzzet Mehmet Paşa Camii
YaptıranSadrazam İzzet Mehmet Paşa (Safranbolu doğumlu)
Yapım yılı1796 (III. Selim devri)
YerÇarşı mahallesi, Safranbolu / Karabük
Nasıl gidilirCumartesi pazarı tarafından aşağı inerek ya da Arasta çarşısı üzerinden
ÜcretÜcretsiz; namaz vakitleri dışında ziyaret edilebilir

Derenin Üstünde Duran Avlu

Camiye yaklaşırken fark ettiğim ilk şey, avluya çıkmak için basamak basamak yükselmem gerektiğiydi. Sonra anladım sebebini: avlu, Akçasu Deresi’nin üzerine atılmış kemerlere oturuyor. Yani dere caminin yanından değil, tam altından geçiyor. Ayağınızın altında sadece toprak yok; kemerlerin üstünde yürüyorsunuz.

Bunu bilerek yürümek başka bir his veriyor. Osmanlı ustası burada araziye teslim olmamış, araziyle pazarlık etmiş. Dere akmaya devam etsin, cami de yerini bulsun diye bir çözüm bulmuş. Bugün mühendislik diye anlattığımız şeyin, iki yüz yıl önce hiç böyle iddialı bir isim taşımadan yapılmış hâli.

Görsel Kaynak: https://commons.wikimedia.org/wiki/File%3A%C4%B0zzet_Mehmet_Pasha_Mosque_Safranbolu_01.jpg

Avluya çıktığınızda çevrede kesme taş duvarlar, kemerli bir giriş ve tek şerefeli bir minare karşılıyor sizi. Minare zarif, gösterişten uzak. Çarşının kalabalığından çıkıp o avluya adım attığınızda sesin nasıl kesildiğini fark ediyorsunuz. Avluya geçince çarşının sesi tamamen kaybolmuyor ama belirgin biçimde geride kalıyor.

İçerisi: Barok Dokunuşlu Bir Osmanlı

İçeri girdiğimde beklediğimden farklı bir şeyle karşılaştım. Ben klasik Osmanlı camisinin o sert, ölçülü, geometriye tapan iç mekânını bekliyordum. Oysa buradaki süsleme daha yumuşak, daha kıvrımlı, daha “gösterişli” diyebileceğim bir dile sahip. Kıvrılan bitkisel motifler, yuvarlanan hatlar, sütun başlıklarındaki oynaklık.

Bunun sebebi, yapıldığı dönemde Osmanlı mimarisinin Avrupa’daki barok üsluptan etkilenmiş olması. Bu üslubun İstanbul’daki en bilinen örneği Nuruosmaniye Camii’dir; buradaki kıvrımlı hatlar ve süsleme anlayışı da aynı damardan geliyor. Yani etki başkentle sınırlı kalmamış, bir Anadolu kasabasındaki camide de karşınıza çıkıyor. Paşa büyük ihtimalle başkentte gördüğü zevki memleketine taşımış.

Bir başka ayrıntı da caminin III. Selim tuğrasını taşıması. Yapıyı sadrazamı yaptırmış olsa da, üzerinde padişahın imzası var.

Kalem işi bezemeler, mihrap çevresindeki düzenleme ve mahfilin ahşap korkulukları… Kalem işlerine ve taş ayrıntılara yakından bakınca, yapının yalnızca ölçeğiyle değil işçilik yoğunluğuyla da önemsendiği görülüyor.

Etrafındaki Hayat

Cami tek başına durmuyor. Hemen çevresinde Safranbolu’nun o meşhur dokusu var: Yemeniciler Arastası, bakırcılar, demirciler, kahvehaneler ve tabelalarına yıllar sinmiş dükkânlar. Çarşıda nelerle karşılaşacağınızı merak ediyorsanız Safranbolu Çarşısı’ndan ne alınır rehberine de göz atabilirsiniz.

Cami bu dokunun ortasında bir düğüm noktası gibi. İnsanların çoğu bir yere giderken önünden geçiyor. Çevredeki beyaz cepheli, ahşap çıkmalı yapılar da camiyi tek başına bir anıt olmaktan çıkarıp bütün bir tarihî mahallenin parçası hâline getiriyor. Bu yapı düzenini daha ayrıntılı görmek için Safranbolu evlerinin mimari özelliklerini anlattığım yazıya bakabilirsiniz.

Ben oradayken bir dede avlu duvarının dibinde oturmuş, hiçbir şey yapmadan öylece bekliyordu. Ne telefon vardı elinde ne de gazete. Sadece oturuyordu. Camiyi anlatırken aklımda en çok o görüntü kaldı. Belki de yapının hâlâ günlük hayatın içinde olduğunu en iyi gösteren şey buydu.

Ezan okunduğunda ses çarşının içine dağılıyor ve dar sokaklarda yankılanıyor. Safranbolu’nun taş ve ahşap yapıları arasında ses, farklı yönlerden yeniden duyuluyor.

Gitmeden Önce Bilmenizde Fayda Olan Birkaç Şey

Benim deneyimime göre ziyaret için en güzel zaman sabahın erken saatleri ya da ikindiye doğru. Çarşı henüz tam dolmamışken veya kalabalık çekilmeye başlarken avluda daha sakin vakit geçirebiliyorsunuz. Hafta sonları öğle saatlerine doğru Safranbolu Çarşı’nın kalabalığı belirgin biçimde artabiliyor.

İçeri girerken ayakkabıların çıkarılması ve kıyafetin ibadethane ortamına uygun olması gerekiyor. Namaz sırasında turistik ziyareti ertelemek, fotoğraf çekerken cemaate karşı dikkatli davranmak en doğru yaklaşım olacaktır.

Cami ziyaretini tek başına planlamak yerine çevredeki diğer tarihî noktalarla birleştirebilirsiniz. Cinci Hanı, Yemeniciler Arastası, Kaymakamlar Gezi Evi ve Hıdırlık Tepesi gibi durakların tamamını Safranbolu gezilecek yerler listesinde bir arada bulabilirsiniz.

Görsel Kaynak: https://commons.wikimedia.org/wiki/File%3A20230817_135036_%C4%B0zzet_Mehmet_Pa%C5%9Fa_Camisi%27nin_i%C3%A7_mekan%C4%B1.jpg

İçeriye girecekseniz ayakkabılarınızı çıkarmanız, kadın ziyaretçilerin başlarını örtmesi gerekiyor. Namaz vakitlerinde ziyaret yerine dışarıda beklemek daha uygun; zaten avlu tek başına görülmeye değer. Fotoğraf çekerken cemaate saygılı davranmak, ibadet sırasında objektif tutmamak en temel nezaket.

Camiye gelirken hangi yolu seçeceğiniz de deneyimi değiştiriyor. Ben cumartesi pazarı tarafından, dükkânların arasından aşağı inerek geldim ve cami karşıma birden çıktı; bu sürpriz etkisi gerçekten güzeldi. Arasta tarafından gelirseniz daha kademeli bir yaklaşım oluyor, yapı yavaş yavaş açılıyor önünüzde. İkisi de ayrı güzel. Vaktiniz varsa bir gidip bir dönüp iki yolu da deneyin.

Sonuç Yerine

Safranbolu’da gezilecek çok yer var. Cinci Han, Hıdırlık Tepesi, saat kulesi, Kaymakamlar Evi… Hepsi kendi hikâyesini anlatıyor. Ama İzzet Mehmet Paşa Camii’nin bende bıraktığı his farklı oldu, çünkü onu aramadan buldum.

Bazı yapılar sizi bilgiyle etkiler; ne zaman yapıldığını, kimin yaptırdığını, hangi üsluba ait olduğunu öğrenirsiniz ve etkilenirsiniz. Bazıları ise daha siz hiçbir şey bilmeden, sadece karşınıza çıkarak etkiler. Bu cami ikincisiydi benim için. Taşını, kemerini, minaresini gördüğüm anda gözümde her şey siyah beyaza döndü ve kendimi iki yüz yıl geriye düşmüş buldum.

Safranbolu’ya giderseniz, çarşıdan aşağı inerken telefonunuzu cebinize koyun. Nereye gittiğinizi bilmeden yürüyün biraz. Cami zaten bir yerde karşınıza çıkacak.

Yorum yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir